Köşe Yazıları

İşçi Alacakları ve Ticari Alacaklarda Arabuluculuk

İşçi Alacaklarında Arabuluculuk

Sistematik teknikleri uygulayan, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak maksadıyla tarafları bir araya getiren, görüşmelerde tarafların birbirini anlamalarına yardımcı olan ve çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlayan, “arabuluculuk” eğitimi almış tarafsız üçüncü kişilerin yönettiği uyuşmazlık çözüm sürecidir.

Arabuluculuk kavramı Türkiye’de ilk olarak, 01.01.2018 tarihinden itibaren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 3. Maddesinde belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava şartı olarak kabul edilmiştir.

MADDE-3 : Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Ticari Alacaklarda Arabuluculuk

19.12.2018 tarih ve 30630 Sayılı Resmi Gazete‘de ilan edilen ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN PARAALACAKLARINA İLİŞKİN TAKİBİN BAŞLATILMASI USULÜ HAKKINDA KANUN’un 20. Maddesinde 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu‘na 5/A maddesi eklenerek 01.01.2019 tarihi itibariyle Ticari Alacak Uyuşmazlıklarında da arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir.

6102 Sayılı TTK’nun 5/A Maddesi: (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

Madde 4: (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

  1. Bu Kanunda,
  2. Türk Medenî Kanunu‘nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
  3. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
  4. Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
  5. Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
  6. Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.

Buna karşın, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davaların istisna olduğu ve ticari dava olarak kabul edilmeyeceği TTK’nın 4. maddesinde açıkça belirtilmiştir.

Nisbi Ticari Davalar” olarak adlandırılan her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları da ticari dava olarak kabul edilmektedir. Nisbi ticari davadan söz edebilmek için “her iki tarafında tacir olması” ve uyuşmazlığın “her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması” şarttır. Bu şartlar mevcut ise, yukarıda sayılan mutlak ticari davalardan olmasa dahi, uyuşmazlık ticari dava ve dava şartı arabuluculuk kapsamında olup 01.01.2019 ve sonrasında dava açılabilmesi için öncelikle arabulucuya başvuru gereklidir.

Diğer bazı kanunlarda belirtilen ticari davalar;

  1. Kooperatifler Kanunu‘nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99),
  2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154 vd. maddelerinde yer alan iflasa ilişkin davalar,
  3. 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesine göre “üreticiler ile meslek mensupları arasında veya meslek mensuplarının kendi aralarında Kanun’un uygulanmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıklardan belli miktarı aşanlar,
  4. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu‘nun 62. maddesinden kaynaklanan davalar.
    Ancak bu noktada şu hususu tekrar belirtmek gerekir ki; sayılan ticari davalar bakımından arabuluculuğun dava şartı olabilmesi için, uyuşmazlığın konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin olması ön koşuldur.

Arabuluculuk Şahısları ve Devleti Zarara Uğratır Mı?

Her ne kadar Arabuluculuk Müessesesi artık oturmuş ve kanun zoruyla, yoğun olarak kullanılıyor olsa da benim şahsi görüşüm, arabuluculuğun gerek şahısları, gerekse de devleti zarara uğrattığı yönündedir. Bunu da belirtmeden geçmek istemiyorum.

İş Mahkemeleri Kanunu‘ndaki arabuluculuktan örnek vermek gerekirse;

  1. Toplum olarak haklarını bilmeyen bir toplumuz, örneğin; işçi arabulucuya gidiyor ve ne kadar işçilik alacağının olduğunu bilmiyor. Arabulucu kanun gereği yönlendirme yapamadığı için işçinin 20.000 lira alacağı da olsa 5.000 liraya tav olan işçiye senin alacağın daha fazla diyemiyor. Baktığınız zaman anlaşma sağlanıyor iki tarafta mutlu ayrılıyor lakin ne kadar alacağı olduğunu bilmeyen işçi 15.000 lira zarar ediyor işveren ise 15.000 lira kâra geçiyor. Haksızlık üzerinden anlaşma sağlanıyor.
  2. Devlete zararı da şu yönde; işçi ve işveren bir araya geliyor, işçi sadece alacağı tazminatı gözüne kestirmiş, işverende mümkün olduğunca az para ödeme derdinde. İşçi tazminatının bir kısmına veya tamamına uzlaşma yolu ile sahip oluyor lakin, örneğin işçinin tam ödenmeyen veya hiç ödenmeyen SGK primlerinden dolayı devlet zarara uğratılıyor.

O nedenle sadece işçi alacaklarında işçinin muhakkak bir avukat eşliğinde arabulucuya gitmesi gereklidir. Haklarını alabilmesi için uzman bir kişiyle gittiği toplantılardan hakkının tamamını veya uzlaşılan en makul kısmını alabileceği aşikardır.

SGK ile ilgili bir usulsüzlük olduğu takdirde de işçinin vekilinin SGK’nında taraflar arasında olmasını talep etme hakkı olmalıdır. Bu hususlar gözetilmediği sürece işçide devlette zarar etmekten kurtulamayacaktır.

Yargı yoluna başvurmadan haklarınızı alabilmeniz dileğiyle…

İşçi Alacakları ve Ticari Alacaklarda Arabuluculuk
5 (100%) 14 oy verildi

Reklam
Etiketler
arabuluculuk işçi alacakları sercan öztürk ticari alacaklar

Sercan Öztürk

2010 yılından beri çeşitli firmalar ve siyasi partilerde ticari ve hukuki danışmanlık yapmış, STK'larda yöneticilik görevlerinde bulunmuş olup halen özel sektörde serbest danışmanlık yapmaktadır. Sorularınız için; sercanozturk144@gmail.com, +90 541 246 50 19

Kim ne demiş?

avatar
  Takibe al  
Bildir
Başa dön tuşu
Kapalı